Zamlar durmak bilmiyor...

  • Arşiv
  • |
  • Siyasal Gündem
  • |
  • 07 Nisan 2012
  • 10:03

Sokağa, eyleme, örgütlenmeye!

Sermaye devleti Nisan ayını zamlarla başlattı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), 1 Nisan’dan geçerli olmak üzere kullanımdaki elektrik fiyatını yüzde 8,1 oranında arttırdı. Zaten son 6 ayda elektriğe 11,9 oranında zam yapılmıştı. Böylece toplam zam oranı 6 ay içinde %20 oldu.

Elektriğe zam haberinden sonra doğalgaza da yüzde 18.72 oranında zam yapıldı. Mart ayı içinde benzin fiyatlarına üç haftada üç zam yapılmıştı. 9 Mart, 19 Mart günlerinde zamlanan benzine geçtiğimiz günlerde 5 kuruş daha yeni bir zam geldi. Benzin, doğalgaz ve elektriğe yapılan zamlarla birlikte, sermaye hükümeti AKP’nin bu zam yağmuru, bir ailenin enerji faturasına 94 liralık ek yük bindirmiş oldu. Bunun dışında enerji alanındaki bu zamlara bağlı olarak diğer tüketim maddelerinde de ciddi artışlar olacaktır.

Emekçileri daha da yoksullaştıracak olan bu zamlar konusunda sermaye hükümeti ise tam bir pişkinlik içerisindedir. Zam yapmayı ne hükümetin ne de kendisinin istediğini söyleyecek denli arsız Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, zamların nedeni konusunda da kitlelerin bilinçlerini bulandırmak için çeşitli argümanlar ileri sürüyor. Sermaye ve hükümetinin enerji politikalarından kaynaklı olan bu zamların nedenini “uluslararası istikrarsızlığın getirdiği, özellikle Arap Baharı’yla birlikte gelen istikrarsızlığın dünyaya ödettirdiği bir fatura” olarak nitelendiriyor. “Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da bu gerilimler arttıkça petrol fiyatları düşmez” diyerek zamların nedeni olarak ayaklanan halk kitlelerini gösteriyor.

Enerji Bakanı tam bir ikiyüzlülükle zamları kendi dışlarında oluşan nedenlerle açıklayarak, “zorunluluktan” zam yaptıklarından yakınıyor! Zamlara oluşacak olası tepkilerin önüne geçmek, kitlelerin öfkesini saptırmak için, çeşitli açıklamalar yapan Enerji Bakanı ne kadar iyi bir demagog olduğunu da gösteriyor. Zira Enerji Bakanı bu fırsatı kullanarak doğalgaz zammını duyurduğu açıklamasında HES’leri ve nükleer santrali tekrar savunma fırsatı yakalamış oldu. “Doğalgaz ithalatından şikâyet ediyorsak, mutlaka yerli kaynaklara yönelmeliyiz” diyerek klasik söyleme başvuran Yıldız, zamları nükleer enerji ve HES’ler konusunda süreci hızlandırmak için kullanıyor. Taner Yıldız “çevre hassasiyetinin” karşılığını zam olarak ödersiniz diyerek aba altından sopa gösteriyor. Oysaki dünyanın giderek terkettiği nükleer ve HES’ler büyük çevre katliamı yaratmasının yanı sıra dışa bağımlılığı da azaltacak bir çözüm de değildir. Şimdiye kadar üretime geçenlerle birlikte 2 binin üzerindeki HES projesinin yarattığı çevre kirliliğine rağmen, emekçi halka ekonomik bir refah sağlamadığı ortadadır.

Zamlar emekçi halkın yoksulluğunu daha da artıracaktır. Yansıra “maliyet düşürme” adı altında patronlar için yeni işçi çıkarımlarının da nedeni gösterilecektir. Zira tüm patronların zihniyetini geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamayla özetleyen Adana Sanayi Odası Başkanı Sadi Sürenkök şöyle demektedir: “Yapılan son zamlar, üretimde maliyetleri artıracak, rekabet gücünü düşürecek.” Buradan çıkan sonuç bir kez daha faturanın işçiye kesileceğidir. Patronlar bunu işçi ücretlerine zam yapmamanın ya da işçiyi daha da ucuza çalıştırmanın kılıfı yapacaktır. İşsizlik artarken, düşük ücretlerde iş bulanlar ise daha yoğun ve ağır çalışmaya mahkûm edilecektir.

Asalak takımı doymak bilmiyor!

Temel kullanım ve tüketim maddelerine yapılan zamlarla emekçiyi soyanlar, buna bir de yeni ek soygunlar ekliyorlar. Örneğin yine geçtiğimiz günlerde milletvekillerinin akapunktur ve kaplıca tedavisi gibi özellikli hizmetlerden parasız yararlanmasını sağlayacak bir düzenleme meclisten geçti. Bunun yansıra TBMM Başkanlık Divanı’na sunulan yeni düzenlemeye göre milletvekillerinin odalarındaki sabit telefonların yanı sıra, milletvekillerinin kendi adlarına kayıtlı cep telefonu görüşmelerinin, iki aylık maaş tutarı kadar olan bölümü TBMM bütçesinden karşılanacak. Buna göre milletvekilleri 23 bin liraya kadar bedava görüşme yapabilecek. Ayrıca vekillerin gittiği yabancı dil kursları ücretinin de yüzde 60’ı yine meclis bütçesinden karşılanacak. Milletvekillerinin maaşlarına aldığı “kıyak” zamlara rağmen bu asalak takımı hala emekçilerin sırtından geçiniyor, bir türlü doymak bilmiyorlar.

Zamları durdurmak için, sokağa, eyleme!

Zamlarla birlikte işsizlik, yoksulluk, sefalet daha da artacakken, yapılması gereken işçi ve emekçilerin örgütlü gücünü harekete geçirmektir. Bunun yakın örneklerini başka ülkelerdeki sınıf kardeşlerimiz göstermektedir. Örneğin geçtiğimiz günlerde Pakistan’da petrol ürünlerine ve doğalgaza yapılan zamlar nedeniyle ülkenin büyük kentlerinde protesto eylemleri düzenlendi, zamlar geri çekilmezse üretimin duracağı duyuruldu.

Yine benzer bir örnek Endonezya’da yaşandı. Endonezya’da akaryakıt fiyatlarının arttırılması planına karşı yapılan eylemler sonucu zamlar geri çekilmişti. Akaryakıt fiyatlarına zam yapma planı meclise gelmeden önce başlatılan eylemlerde, halk sokakları doldurarak, hükümete geri adım attırdı.

Tek seçenek örgütlü mücadele!

Diğer alanlarda olduğu gibi enerji alanında uygulanan neoliberal politikaların ve özelleştirmelerin faturası emekçilere ödettirilmek isteniyor. Emekçiler yoksulluğun, sefaletin acısını yaşarken bir avuç asalak zenginlik içinde sefahat sürüyor. Sermaye hükümeti AKP’nin bakanı bir de karşımıza geçip alay edercesine “biz de istemeyiz zam yapmayı” diyor. Sermaye sınıfı ve onun hizmetindeki uşak takımı emekçileri iliğine kadar sömürürken, emekçilerin kanını emen bu asalak takımına karşı tek seçenek örgütlü mücadeleyi yükseltmektir. Bizde dünyanın çeşitli yerlerinde ayağa kalkan emekçi kardeşlerimiz gibi sokakları, alanları doldurmalı, asalak sermaye sınıfına gücümüzü göstermeliyiz.