Sağlıkta dönüşüm politikaları sağlık hizmeti almak isteyeninden doktoruna, hasta yakınından sağlık personeline kadar toplumu etkileyecek sorunlar yaratıyor. Genelde hastalara ve sağlık hizmeti almak isteyen kişilere etkileri ön plana çıksa da sağlık alanının ticarileşmesi doktorlar ve sağlık personeli açısından da ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.
“Sağlıkta dönüşüm ölüm demektir” cümlesi, sık sık kullanılan bir cümledir ve tabloyu en somut hali ile ifade etmektedir. Kişi hayatı, toplum sağlığı değil de para belirleyici olduğunda ilaç alamamak, doktora gidememek, iyi tedavi olamamak, önlem alınamadığından ölmek diye sıralayabileceğimiz bir dizi sorun oluşuyor. Sağlık çalışanları açısından duruma baktığımızda ise, en özet ifadeyle, “Sağlıkta dönüşüm sağlık çalışanlarına şiddet, ölüm getiriyor” diyebiliriz. Yapılan araştırmalarda saptanan verilere göre şiddete uğrama şikayeti kapsamında sağlık çalışanları tarafından 4 yılda 48 bin 253 başvuru yapılmış. Buna göre günde 30 civarı şiddet vakası yaşandığı ortaya çıkıyor.
Geçmişte de sağlık hizmeti almakta sorunlar yaşanıyordu. Artık bunların çözülmesi için adımlar atılacağı yerde katmerleştiren adımlar atılıyor. Neo-liberal dönüşümlerin sonucunda insanların en temel ihtiyaçlarının piyasaya açılmasıyla paralı ve niteliksiz bir sağlık hizmeti sunuluyor. Bu sadece hastayı olumsuz etkilemekle kalmıyor. Aynı şekilde doktor da bu işleyişten olumsuz etkileniyor.
İstanbul Tabip Odası’nın açıklamasına göre son 10 yılda sağlık çalışanlarının yükü 5 kat arttı. Sağlık çalışanlarının %65’i imkanları olsa mesleği değiştirmek istediklerini belirtiyorlar.
Türk Tabipleri Birliği’nin 2 bin 272 doktorla yaptığı bir anket çalışmasına göre tablo şöyledir:
- 1.734 doktor emekli aylıklarının düşük olduğunu düşünüyor.
- 360 doktor iş güvencesi olmamasından kaygılı.
- 271 doktor geçinemediğini belirtiyor.
- 849 doktor dinlenemediğini, sürekli yorgun hissettiğini ve iş yükünün çok ağır olduğunu söylüyor.
- 778 doktor nitelikli hizmet sunamadığı için kendini mutsuz hissediyor.
- 740 doktor yıpranmaktan şikayetçi.
- 564’ü yöneticilerin adaletsiz, baskıcı ve kayırmacı yaklaşımlarına maruz kalıyor.
- 495’i mesleki doyumsuzluk yaşadığını ifade ediyor.
- 450’si şiddete uğramaktan şikayetçi ve iş ortamlarının güvenli olmadığını hissediyor.
- 258’i işyerlerinde iş barışı olmadığını vurguluyor.
Hastası, doktoru ve diğer sağlık çalışanları ile bütünlüklü bir çalışma alanıdır sağlık hizmetleri. Artık sayısı inanılmaz derecede artmış özel hastaneler ve devlet hastanelerinin de şirket mantığı ile işlemesi üzerinden sektöre bir de yöneticiler dahil olmuş durumda. Bu bileşkenin bir tanesinde oluşacak sorun, sağlık alanının bütününü elbette etkilemektedir.
Toplumun tüm bileşenleri ile sağlıklı bir ortamda yaşamasını ve çalışmasını sağladığımızda sağlık alanı da rahatlamaya başlayacaktır. Veriler de gösteriyor ki sağlık alanının ana bileşeni olan sağlık çalışanlarının tümü ekonomik ve psikolojik olarak kendini güvensiz hissediyor. Tüm bunlar sağlıkçının hasta ile ilişkisine muhakkak ki yansıyor.
Geçmişte doktorlar, hemşireler, sağlık alanında çalışanlar en çok saygı duyulan kişilerdi. Hayat kurtardıkları, hastalıkları önledikleri için toplum nezdinde özel bir yere konuluyorlardı. Eğitimin de sağlığın da niteliksizleşmesi, doktorların iş yaşamında yaşadıkları stres, hasta ile yeterli ilgilenme zamanına sahip olmamak ve eklenebilecek birçok neden ile sürekli hasta veya hasta yakını ile doktorların gerginlik yaşadığı örnekler ortaya çıkıyor. Sağlık çalışanı hasta ile ilgilenmek için yeterli zaman, hasta da sorununun çözüldüğünü hissedecek bir tedavi/ilgilenme süreci istiyor. Bu durumlar sürekli yaşanıyor ve bunların bazılarında şiddet (hatta ölümcül sonuçlar yaratacak düzeyde) örnekleri yaşanıyor.
Sağlık sistemi iyileşti deniyor, artık hastanelerde sıra yok deniyor. Peki, poliklinikte muayene saati bittikten sonra acil serviste biriken insanların oluşturduğu kuyruğu yok mu sayalım? İnternet başında günlerce bir doktora veya bir hastanenin bir bölümüne sıra bulamadığımız gerçeğinin üzerinden atlayalım mı? Görünmez sıralar var internet ağında.
Hastanelerde başhekimlerin doktorlara yazdığı talimatname şu şekilde: “Malzeme olmadığı için hayati olmayan ameliyatları yapmayın.” Bunun dışında hareket eden doktorların devleti zarara uğratmak suçlamasıyla karşılaşabileceği tehdidi de yer alıyor talimatnamede. Peki, buna ne diyorsunuz? Muayene ücretine ve ilaç fiyatlarına zam geliyor, peki bu sağlık hakkından mahrum kalmak değil mi?
Hastanın veya hasta yakınının olumsuz psikolojisi için çokça neden var. Bu nedenler ve ortaya çıkan şiddet biçimleri doktoru ve diğer sağlık çalışanlarını da etkiliyor.
Sağlıkta en hızlısından atılması gereken ve böylelikle şiddetin de ortadan kalkmasını sağlayacak adımlar şunlardır:
- Sağlık hizmeti hiçbir ayrım gözetmeksizin (yaş, cinsiyet, milliyet, yaşadığı bölge) parasız ve nitelikli bir şekilde sağlanmalıdır.
- Sağlıkta özelleştirmeye son verilmeli, sağlık hizmeti kamu güvencesi altına alınmalıdır.
- Doktorların ve sağlık çalışanlarının yeterli zaman içerisinde hastaları ile ilgilenebileceği ve dinlenebileceği çalışma planı oluşturulmalıdır.
- Hasta ve hasta yakınının kendisiyle/yakınıyla ilgilenmediği psikolojisini yaratan nedenler ortadan kaldırılmalıdır.